İDEAL YURTLARI
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ VE BAŞARILARINDA İKÂMETGÂH İLİŞKİSİ

Üniversite Öğrencileri Ve Başarılarında İkametgah İlişkisi

Coğrafya’daki ‘kültürel dönüşüm’ ve sosyal bilimlerdeki ‘mekânsal dönüşüm’e bağlı olarak mekân kavramının insan ve toplum ile ilişkisine dair çalışmaların önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu bağlamda coğrafyada ‘genç coğrafyalar’, ‘öğrenci coğrafyaları’, ‘yükseköğrenim coğrafyaları’ gibi yeni alt dallar ortaya çıkmıştır. Coğrafya disiplini içinde de özellikle son yıllarda yurt ve öğrenci yurdu kavramlarına dair çalışmalar artmıştır. Bu çalışmalarda barınma ile ilgili farklı bakış açılarını ve paradigmaları görmek mümkündür. Fiziksel bir mekân olan ev, zamanla hatıraların ve duyguların biriktiği ya da toplumsal anlamların oluştuğu ev haline gelir.

 

Barınma, geçmişten günümüze insanın en temel ihtiyaçlarından biri olmuştur. Güvenlik ve sağlık şartlarının yanı sıra, kişisel mahremiyet duygusunun getirdiği yabancı gözlerden uzak ve yalnız olma hissi de barınma gereksiniminin önemli nedenlerindendir. Tarih boyunca insan gereksinimlerini karşılamada en önemli araçlardan biri barınaktır. Zaman içinde “konut” a dönüşen barınak kavramı, insanların beslendiği, dinlendiği, sahip olduklarını güven altına aldığı ve çevre şartlarına karşı fiziksel koruma sağlayan güvenli bir ortamı ifade etmeye başlamıştır. Ayrıca kişisel, sosyal ve psikolojik gelişimi de etkileyen önemli bir olgu haline gelmiştir.

 

Son yıllarda ‘yurt çalışmaları’ndaki artış ile eş zamanlı olarak öğrencilerin kaldıkları yere dair çalışmalarda da bir artış olmasının en önemli sebeplerinden biri eğitim ve buna dair faaliyetlerin tüm dünyada gün geçtikçe daha yaygın hale gelmesidir. Ayrıca coğrafyacıların ilgi alanlarının çeşitlenmesi de bu artış üzerinde etkili olmuştur. Çünkü özellikle son yıllarda eğitim/öğretim ve mekân ilişkisi coğrafyacıların daha fazla gündemindedir. ‘Çocuk ve genç coğrafyaları’, ‘Eğitim coğrafyaları’, ‘Öğrenci coğrafyaları’, ‘Yükseköğrenim coğrafyaları’ gibi başlıklar altında yapılan çalışmalar farklı konuları ve yaklaşımları içine aldığı için oldukça çeşitlilik göstermektedir. Bu başlıklar altında yapılan çalışmaların en temel özelliği hem coğrafyacıların farklı disiplinlere açılması hem de farklı disiplinlerin mekân perpekstifli yaklaşımlara katkı sunmasıdır.

 

“Eğitim çalışmalarında yaşanan mekânsal dönüşü” (Gulson, 2007) dikkate almak coğrafyacılara yeni imkânlar sunacaktır. İkinci nokta, her ne kadar diğer disiplinlere kulak verilse de, Holloway (2010)’a göre “coğrafya merkezli” araştırmalar, özellikle kültürel ve toplumsal

coğrafyadaki tartışmalar gelecekteki çalışmalara ışık tutacaktır. Üçüncüsü ise, coğrafyada kültürel dönüşe bağlı olarak aktör ya da öznelerin sesinin dinlenmesidir. Bu ilişkiler örgüsünde coğrafyacılar üniversite öğrencilerini dikkate almalıdır. Holton ve Riley (2013)’ün altını çizerek belirttiği gibi “sadece kimler üniversiteye gider sorusu değil, aynı zamanda bu kişiler nereye ya da hangi üniversiteye giderler ve üniversite hayatını nasıl tecrübe ederler” sorularına cevap aramak gerekmektedir (Holton ve Riley, 2013: 62). Bu üç noktanın haricinde özellikle ilişkisel coğrafyalardaki gelişmelere bağlı olarak yükseköğrenim coğrafyalarındaki çalışmalar yeni bir yola evrilmiştir. Buna göre sadece öğrencilerin dünyası anlaşılmak istenirse öğrencilerle beraber öğrencilerin hayatını oluşturan tüm unsurlar göz önüne alınmalıdır.

Yurt Sihirbazı Whatsapp